15 Aralık 2009 Salı

özledim be!!

9 Aralık 2009 Çarşamba

şans


zaman hepimiz için ne getircek bilmiyoruz.

kimimiz içn eteklerindeki bütün ''şeker''leri dökücek.

kimimizin elleri ise bomboş kalıcak.

karşındaki şekerini ballandıra ballandıra yerken kimilerimiz sadece izliycek onu.

bakıcak.

ve onun mutluluğundan zevk almaya çalışacak.

biraz dayanabilce ama buna..

belki bi hafta,.. belki bi ay.

ama sonra?

...


bekliyelim ve görelim. kim hangi konumda olcak.

bu bi şans.

ve.. ''şansına inan salak!''

8 Aralık 2009 Salı

bok sıç.
Hepimiz sıkıntı çekiyoruz
Ancak ben hayatta kalmaya uğraşıyorum,
Onun için bazen kapımı çalarsan da açmazsam
Ve içeride bir kadın yoksa
Belki çenemi kırmış
bağlayacak bir tel arıyorumdur
Ya da duvarkağıdımdaki kelebekleri
kovalıyorumdur,
Yani kapıyı açmazsam
açmam,
Ve nedeni henüz seni öldürmeye,
Sevmeye,ya da kabullenmeye hazı...r olmamamdır,
Demek ki konuşmak istemiyorum,
Meşgulüm,çıldırmışım,keyifliyim

Veya belki bir ip hazırlıyorum...
Uzaklaş,
Sebep gün değil gece değil,saat değil,
Kalabalıktan gelen cehalet değil,
Hiçbir şeyi incitmek istemem,böcekleri bile
Ama bazen ayırdetmesi zor
Bir takım duyumlar sezinliyorum
Ve mavi gözlerin,maviseler eğer
Ve varsa saçların ve kafan
İçeri giremezler
Ta ki ip kesilene ya da düğümlenene dek...
Ta ki dünya durana ya da ebediyen açılana dek...
**Charles Bukowski




hı hı. evet.
noluyo bana.
neler hissediyorum.
bilmiyorum.
bilmek istemiyorum.
göremiyorum.

4 Aralık 2009 Cuma

andaç.andaç.andaç.

eveet. geçtiğimiz şu bi hafta neredeyse andaçla yatıp andaçla kalktım. herkes için bişiler yazdım-çoğu klişe de olsa güzel şeyler- herkesten yazı topladım (neredeyse herkesten) ve bir de baktım ki çok güzel şeyler toplanmııış(: ancak şöyle bir durum var. benim 1250 kelimeyi geçmemeli sayfamdaki yazılar. hiç birine kıyamıyorum. kesemiyorum. silemiyorum. ne yapıcam bilmiyorum. kafa karışıklığıııı

ha bu arada;
-lanet olsun sana h.a.
-lanet olsun sana k
-lanet olsun sana ayay
---- ve evet lanet olsun sizin gibilere..''!

2 Aralık 2009 Çarşamba

merdivenler.

Sundum ellerinize kalbimin tüm çiçeklerini, gitmek yerine
Güneş gibi doğdu yüzüme geceleri ay, buz gibi ellerimle
Gördüm,kördüğüm olduğumu
Sonu gelmez masalları puslu şehrinde
İçtim kana kana sularını zehirli nehirlerin gözümü kırpmadım bile

Acıyor,duyuyor musun ?
Kanıyor,içimde bir şey..
Yanıyor,görüyor musun alevleri her yanımı sarıyor?

Acıyor,duyuyor musun?
Kanıyor,içimde bir şey devriliyor.
Sevdiğim tüm kalpler önümde şimdi merdivenler

Yürüyorum ışığa doğru,
Yükseliyor acılar geride
Ayaklarımda kan,önümdeyse tüm sevdiğim kalpler merdivenler..

Susuyorum,içimden bir ses yükseliyor göğe doğru.
Çocuk sesleri duyuyorum öteden geliyor ışık bana doğru.

Sesleri duyuyor musun?
Işıklar sana doğru..

Ve şimdi sevdiğim tüm kalpler merdivenler.







ne söyleyebilirim ki artık.

baktım..
yoksun.

27 Kasım 2009 Cuma

düş.


bir rüya gördüm ikimiz için dün gece. Bize özelmiş gibiydi her şey.. yollar, sınırlar... İnsanların hareketleri bile bizim kontrolümüzdeymiş gibi. Koskocaman bir dünya. Sınırları kendimize göre düzenlediğimiz ve bu sınırlardan kimsenin geçmesine izin vermediğimiz sadece bize ait olan dünya. Tam bir mutluluk, huzur.. Yağmurun yağmasına bile biz karar veriyoruz. Yere düşüşündeki ritmi biz ayarlıyoruz. Orkestra şefiyiz yaşamın..


Sonra uyandım.. ve farkettim ki bu sadece bir rüya. ve yine biliyorum ki 'rüyalar tersine çıkar.'. Aslında ne biz birer 'orkestra şefiyiz' ne de bunun gibi bir şey. Orkestrada minik bir ritmi bile düzenlemeye, değiştirmeye hakkımız yok bizim.